Bazı bahçelerde, toprak aylarca sessiz kalır. Ne bir filiz görünür ne de bir renk. Dışarıdan bakan, orada hiçbir şey olmadığını sanır. Ama kadim bilgelikler der ki: Toprak sessizken çalışıyordur. Asıl emek, görünmeyen yerde verilir.
İnsan da çoğu zaman böyle yaşar.
Selim, uzun süredir hayatında bir ilerleme görmediğini düşünüyordu. Çok çaba harcıyordu ama sonuçlar ortada yoktu. Erken kalkıyor, çalışıyor, öğreniyor, kendini tutuyor, sabrediyordu. Ama kimse fark etmiyordu. Hatta bazen kendisi bile.
“Bu kadar uğraşıyorum ama ne değişiyor?” diye soruyordu içinden.
Kadim bilgelikler, insanın en çok bu noktada yanıldığını söyler:
Emeği, sadece görünenle ölçtüğünde.
Selim’in çevresinde insanlar vardı. Bazıları hızlı ilerliyordu. Bazıları daha az çabayla daha çok karşılık alıyor gibiydi. Bazıları alkışlanıyor, takdir ediliyor, fark ediliyordu. Selim ise sessizce devam ediyordu.
Bu sessizlik, zamanla içini kemirmeye başladı.
“Boşuna mı uğraşıyorum?”
“Yanlış yolda mıyım?”
“Görünmeyen şeyin değeri var mı?”
Kadim öğretiler şunu söyler:
İnsan, emeğini başkalarının gözüne teslim ettiğinde yorulur.
Bir gün Selim, şehirden uzak bir yerde yürüyüşe çıktı. Yol kenarında ekili ama henüz yeşermemiş bir tarla vardı. Toprak sürülmüş, dümdüzdü. Yanından geçen biri, orada bir şey olmadığını düşünebilirdi.
Ama Selim durdu. Toprağa baktı.
Tohumlar oradaydı.
Kökler aşağıya doğru çalışıyordu.
Ama hiçbir şey bağırmıyordu: “Buradayım.”
Kadim bilgelikler der ki:
Kök, büyümek için acele etmez.
Önce tutunur.
Selim o an şunu fark etti:
Kendi hayatında yaptığı birçok şey de böyleydi. Kimsenin görmediği sınırlar koymak. Kimsenin alkışlamadığı sabır. Kimsenin bilmediği vazgeçişler. Kendi içindeki düzensizlikle sessizce uğraşmak.
Bunlar görünmüyordu.
Ama bunlar olmadan, görünen hiçbir şey ayakta duramazdı.
İnsan, sadece sonuçları kutsadığında yanılır.
Çünkü sonuçlar, emeğin son durağıdır;
ama emek, yolun kendisidir.
Selim yürürken hafiflediğini fark etti. Çünkü ilk kez emeğini başkalarının onayından geri alıyordu. Kadim bilgelikler der ki:
Değer, alkışla artmaz.
Sadece farkındalıkla derinleşir.
Ve yine o tanıdık soru belirdi:
Kontrol kimde?
Emeğini görünür kılmak için mi çalışıyorsun,
yoksa içten doğru olanı yapmak için mi?
Eğer değerini, başkalarının fark etmesine bırakırsan,
kontrol sende değildir.
Ama emeğini, kendi yolunun bir parçası olarak görürsen,
kimse görmese bile sağlamlaşırsın.
Selim artık şunu biliyordu:
Her çaba hemen meyve vermez.
Her emek hemen görünmez.
Ama hiçbir gerçek emek kaybolmaz.
Kadim bilgelikler, zamanın en adil öğretmen olduğunu söyler. Er ya da geç, kökü olan şey yüzeye çıkar. Ama acele ettirilmez.
O gün Selim, hayatında büyük bir değişiklik yapmadı. İşini bırakmadı. Yönünü aniden değiştirmedi. Sadece içindeki sesi düzeltti.
Artık şunu söylemiyordu:
“Kimse görmüyor.”
Şunu söylüyordu:
“Ben görüyorum.”
Ve bu, yeterince güçlüydü.
Çünkü insan, görünmeyen emeğini küçümsediğinde kendini yıpratır. Ama o emeği onurlandırdığında, içten içe büyür.
Hadi gel.
Herkesin alkışladığı yerleri değil,
seni ayakta tutan kökleri hatırla.
Çünkü hayat,
sadece görünen dallardan ibaret değildir.
Asıl hayat,
toprağın altındadır.
Mini Mindfulness Egzersizi
Bu egzersizi emeğinin karşılığını göremediğini düşündüğünde yap.
- Ayaklarını yere bastığını hisset.
- Omurganı dikleştir, ama bedenini kasma.
- Burnundan yavaşça nefes al.
- Nefes verirken içinden şunu söyle:
“Emek veriyorum ve bu yeterli.” - Gözlerini kapat ve ayaklarından toprağa doğru kökler uzadığını hayal et.
- O köklerin seni taşıdığını fark et.
- Bir nefes daha al ve verirken şunu ekle:
“Her şeyin bir zamanı var.”




Yorum bırakın