Bazı kapılar vardır. Üzerinde kilit yoktur ama açılmaz. Ne kadar itersen it, hareket etmez. Sonra biri gelir, kapıyı çekmek yerine durur, eliyle tokmağı yoklar ve kapı kendiliğinden aralanır. Kadim bilgelikler, insanın hayatla ilişkisinin de çoğu zaman böyle olduğunu söyler.

İnsan, zorladıkça kapanır.
Durdukça açılır.

Murat, hayatında pek çok kapıyı zorlamıştı. Daha hızlı ilerlemek istemişti. Daha çabuk sonuç almak. Daha net cevaplar. Sabırsız değildi aslında; sadece içindeki belirsizlikle kalmayı bilmiyordu.

Bir şey geciktiğinde huzursuzlanıyordu.
Bir cevap gelmediğinde zihni doluyordu.
Bir sorun çözülmediğinde kendini sıkıştırıyordu.

Dışarıdan bakıldığında güçlüydü. Dayanıklıydı. Ama içten içe sertleşmişti. Kadim bilgelikler der ki:
Sertleşen şey, kırılmaya daha yakındır.

Bir gün Murat, uzun zamandır ertelediği bir yürüyüşe çıktı. Telefonunu evde bıraktı. Başta eli cebine gitti. Alışkanlık. Sonra durdu. Devam etti.

Yol kenarında yaşlı bir zeytin ağacı vardı. Gövdesi buruşuktu. Dalları eğriydi. Ama dimdikti. Fırtınalar onu düzeltmemişti. Zaman, onu olduğu hâliyle güçlendirmişti.

Murat ağaca baktı.
Zeytin ağacı acele etmiyordu.
Kendini kanıtlamıyordu.
Ama oradaydı.

Kadim bilgelikler, doğanın insanı susturarak öğrettiğini söyler.

Murat yürürken fark etti: Hayatında zorlanan her şey, bastırılmaya çalışılan bir kapı gibiydi. Oysa bazı kapılar, zorlamayı değil; beklemeyi isterdi.

Hayat, her soruya hemen cevap vermez.
Her düğümü hemen çözmez.
Ama bu, yanlış yolda olunduğu anlamına gelmez.

İnsan çoğu zaman şu hatayı yapar:
Henüz olmamış olanı, eksik sanır.

Oysa kadim öğretiler şunu söyler:
Bazı şeyler eksik değil;
sadece olgunlaşmamıştır.

Murat ilk kez şunu düşündü:
“Belki de benim yapmam gereken,
daha fazla zorlamak değil;
daha fazla yer açmak.”

Ve o tanıdık soru, yine ortaya çıktı:
Kontrol kimde?

Her şeyi hızlandırmaya çalıştığında,
hayatı sıkıştırdığında,
kendine sert davrandığında…
kontrol gerçekten sende mi?

Yoksa sen, sabırsızlığın direksiyonuna mı geçtin?

Murat eve döndüğünde sorunları çözülmemişti. Cevaplar hâlâ gelmemişti. Ama içinde bir yumuşama vardı. Ve bu yumuşama, bir kapının aralanması gibiydi.

Kadim bilgelikler der ki:
İnsan, her şeyi çözdüğünde değil;
her şeyle kalabildiğinde olgunlaşır.

Hayat, bir yarış değildir.
Bir baskı alanı hiç değildir.
Hayat, bazen sadece durup dinlemeyi ister.

Ve insan,
zorlamayı bıraktığında,
kendi gücüyle tanışır.

Mini Mindfulness Egzersizi

Bu egzersizi sıkışmış, aceleci ya da baskı altında hissettiğinde yap.

  1. Olduğun yerde dur. Omuzlarını biraz gevşet.
  2. Burnundan yavaşça nefes al.
  3. Nefes verirken içinden şunu söyle:
    “Zorlamak zorunda değilim.”
  4. Şu soruyu kendine sor:
    “Şu anda benden istenen hız mı, farkındalık mı?”
  5. Cevap gelmese bile bedenindeki gerginliği fark et.
  6. Bir nefes daha al ve verirken şunu söyle:
    “Beklemek de bir harekettir.”

Egzersizi bitirdiğinde bir şey çözülmek zorunda değil.
Sadece biraz alan açılmış olması yeterlidir.

Yorum bırakın

Popüler