Bazı nehirler vardır; önüne dağlar çıkar, yolları kapanır, yatağı değişir ama yine de akmayı sürdürür. Kayalara çarpar, daralır, bazen yavaşlar ama durmaz. Kadim bilgelikler, insanın da böyle olduğunu söyler. Ta ki insan, kendi içine küçük setler kurana kadar.
Dışarıdan bakıldığında her şey yolunda görünür. Dersler fena değildir. Arkadaşlar vardır. Hayaller vardır. Ama içeride, kimsenin görmediği küçük alışkanlıklar sessizce çalışır. Kimse fark etmez. Kendin bile çoğu zaman adını koymazsın.
Bir işi ertelemek…
“Kendimi hazır hissetmiyorum” demek…
Başlamadan vazgeçmek…
Kendiyle alay eder gibi konuşmak…
“Ben zaten böyleyim” cümlesine sığınmak…
Bunların hiçbiri fırtına gibi değildir. Gürültü çıkarmazlar. Ama içten içe kemirirler.
Colorado’daki o ağacı düşün. Dört yüz yıl ayakta kalmıştı. Yıldırımlar çarpmış, fırtınalar devirmiş, karlar altında kalmıştı. Doğa ona ne yaptıysa dayanmıştı. Ama onu yıkan, iki parmağın arasında ezilecek kadar küçük böcekler oldu. Dışarıdan değil, içinden.
İnsan da böyledir.
Hayat sana büyük zorluklar getirir. Sınavlar, kayıplar, hayal kırıklıkları, reddedilmeler… Çoğuyla baş edersin. Çünkü görünürler. Ciddiye alırsın. Hazırlanırsın.
Ama kendini sabote eden alışkanlıklar küçüktür. “Sonra yaparım.”
“Zaten denesem de olmayacak.”
“Benden bir şey çıkmaz.”
“Şimdi değil.”
Kadim öğretiler şunu söyler:
İnsanı yıkan şey, başına gelenler değil;
Başına gelenlere her gün sessizce ekledikleridir.
Bir gün fark etmeden kendi iç sesin, seninle başkalarının hiç konuşmadığı kadar sert konuşur. Hata yaptığında değil, hata yapma ihtimalinde bile seni durdurur. Seni koruduğunu sanır ama aslında seni küçük tutar.
Oysa hayat, kusursuz olmanı istemez.
Hazır olmanı istemez.
Sadece denemeni ister.
Hayat uzun değil. Kadim bilgelikler, insanın bu dünyaya bir şeyleri deneyimlemek için geldiğini söyler. Güçlenmeyi, yanılmayı, yeniden başlamayı… Hayat bir hediye gibi verilir ama nasıl kullandığın sana bırakılır.
Ve burada kritik bir soru vardır:
Kontrol kimde?
Bir alışkanlık seni durdurduğunda, kontrol onda mı?
Bir düşünce seni küçülttüğünde, kontrol gerçekten sende mi?
Yoksa sen, direksiyonu fark etmeden küçük korkulara mı verdin?
Başkalarının seni üzmesine izin verdiğinde, kontrolü verirsin.
Ama kendinin seni durdurmasına izin verdiğinde,
kontrolü çok daha sessiz bir yere bırakırsın.
Kadim bilgelikler, gerçek gücün bağırmadığını söyler. Gerçek güç, küçük bir alışkanlığı fark edip onu dönüştürmekle başlar.
Bir gün her şeyi değiştirmek zorunda değilsin.
Sadece şunu fark etmen yeterlidir:
“Bu davranış beni büyütüyor mu, yoksa içten içe mi çürütüyor?”
Çünkü insan, en çok kendini tekrar eden küçük seçimlerle şekillenir.
Ve nehirler gibi…
Önüne set koyan küçük taşları fark ettiğinde,
akış yeniden başlar.
Hadi gel.
Kendi hayatının kontrolünü, başkalarından değil;
kendi alışkanlıklarından geri al.
Çünkü en güçlü dönüşüm,
sessizce başlar.




Yorum bırakın