Deniz, okulun çıkışında her gün olduğu gibi kalabalığın içine karıştı. Koridorlar gürültülüydü. Kahkahalar, tartışmalar, hızlı adımlar… Herkes bir yere yetişiyor gibiydi. Ama Deniz çoğu zaman şunu hissediyordu: Herkes bir yere giderken, nereye gittiğini tam olarak bilmiyordu.

Kadim bilgelikler kalabalıkla ilgili hep benzer şeyler söyler:
Kalabalık, yön vermez; sürükler.

Deniz bunu fark ediyordu ama yine de etkileniyordu. Arkadaşlarının konuşmalarını dinliyordu. Kim kimin gibi olmalı, ne popüler, ne doğru, ne “normal”… Bu kelimeler havada dolaşıyor, fark edilmeden zihne yerleşiyordu.

Bir gün beden eğitimi dersinden sonra, arkadaşlarından biri ona dönüp şöyle dedi:
“Sen niye bizim gibi değilsin?”
Cümle suçlama gibi değildi. Ama içinde bir beklenti vardı.

Deniz o an ne diyeceğini bilemedi. Çünkü kendisi de bazen bunu düşünüyordu:
Niye herkes gibi değilim?
Niye bazı şeyler bana anlamsız geliyor?

O akşam eve döndüğünde, annesinin kitaplığında eski bir defter buldu. Sararmış sayfalar, köşeleri kıvrılmış notlar… Defterin ilk sayfasında şu cümle yazıyordu:
“Yol, kalabalıkla değil; farkındalıkla bulunur.”

Bu cümle Deniz’i durdurdu. Defteri karıştırdıkça, eski bilgeliklerden süzülmüş kısa notlar gördü. Hepsi aynı şeyi söylüyordu ama farklı kelimelerle:
Kendini kaybetmeden uyum sağla.
Her davete icabet etme.
Sessiz kalan, yönünü korur.

Ertesi gün okulda yine kalabalığın içindeydi Deniz. Ama bu kez biraz daha yavaş yürüyordu. İnsanları izledi. Kim neye gülüyor, kim neden koşuyor, kim gerçekten mutlu… Şunu fark etti: Çoğu kişi, başkasının ritmine ayak uydurmaya çalışıyordu.

Bir arkadaş grubu ona katılmasını istedi. Deniz durdu. İçinde bir tereddüt vardı. Hayır demek istemiyordu, ama evet de demek istemiyordu. Kadim öğretilerde böyle anlar için bir cümle vardır:
Kararsızlık, iç pusulanın çalıştığını gösterir.

Deniz o gün bir şey yaptı. Katılmadı ama uzaklaşmadı da. Kendi hızında yürüdü. Kimseyi suçlamadan, kendini savunmadan. Sadece yolunu koruyarak.

Başta zor geldi. Çünkü kalabalıkta yürümek kolaydı. Ama tek başına yürümek cesaret isterdi. Deniz bunu öğrendi.

Zamanla şunu fark etti:
Kendi yolunu korumak, herkese karşı gelmek değildir.
Bazen sadece acele etmemektir.

Bir gün yine biri ona sordu:
“Niye hep farklısın?”
Deniz bu kez düşündü ve sakin bir sesle cevap verdi:
“Ben sadece kendimi dinliyorum.”

Bu cevap kimseyi ikna etmek için değildi. Zaten kadim bilgelikler şunu öğretir:
Doğru yol, alkış istemez.

Deniz artık biliyordu:
Kalabalık geçicidir.
Ama insanın kendisiyle ilişkisi kalıcıdır.

Ve bu ilişkiyi koruyabilen, gürültünün içinde bile yolunu kaybetmez.

🔍 Farkındalık Mesajı :

Herkesin yürüdüğü yol, senin yolun olmak zorunda değil.
Kalabalık seni çağırabilir; ama karar senindir.

Kendi yolunu korumak, yalnız kalmak değildir.
Kendinle birlikte kalabilmektir.

Sessiz ilerleyenler, en uzağa gidenlerdir.

🧘 Mini Mindfullness Egzersizi

Bu egzersizi kendini başkalarının etkisi altında hissettiğinde yap.

  1. Ayaklarını yere bastığını hisset.
  2. Omuzlarını gevşet.
  3. Burnundan derin bir nefes al.
  4. Kendine şu soruyu sor:
    “Bu adım bana ait mi?”
  5. Cevap net değilse, dur.
  6. İçinden şunu söyle:
    “Kendi ritmime güveniyorum.”
  7. Nefes ver ve bedenindeki sakinliği fark et.

Yorum bırakın

Popüler