Derya sabah 08.00’de her zamanki gibi uyandı. Alarm değil, telefonuna gelen bildirimler onu uyandırmıştı. Hızla ekranı kaydırdı: haberler, e-postalar, mesajlar, sosyal medya uyarıları… Hepsine göz gezdirirken zihni çoktan güne başlamış, ama ruhu hala yorgundu. Kahvesini aldı, bilgisayarın başına oturdu. Online toplantılar, yazışmalar, sesler, kelimeler… Tüm gün boyunca her şey sürekli hareket halindeydi. Derya, günün sonunda fiziksel olarak yorgun değil ama zihinsel olarak darmadağın hissediyordu.
Sonra bir akşamüstü, beklenmedik bir şey oldu. Aniden elektrikler kesildi. Lambalar söndü, bilgisayar kapandı, modem sustu. Şehir sesi bir anda bıçak gibi kesildi. Karanlık ve sessizlik çöktü.
Derya önce panikledi. İnternetsiz ne yapacaktı? Telefonun şarjı azdı, bilgisayar zaten kapanmıştı. Yapacak hiçbir şey yok gibiydi. Karanlıkta otururken gözleri camdan dışarıya kaydı. Gördüğü şey onu şaşırttı: Uzun zamandır fark etmediği bir şey… Gökyüzü. Ve yıldızlar.
O an ilk defa dikkat kesildi. Saatlerdir başını kaldırmadığını, dışarı hiç bakmadığını fark etti. Sessizliğin içinde ilk kez kendi nefesini duydu. Kalbinin ritmini hissetti. Dışarıdan gelen hafif bir rüzgâr sesi, uzaklardan bir köpeğin havlaması, komşunun camındaki mum ışığı…
Kendi evinde, kendi yaşamının içinde bir yabancı gibi hissetti bir an. Ne kadar zamandır gerçekten “orada” olmadığını fark etti. Sanki bir senaryoyu oynar gibi yaşıyordu her günü. Yapılacaklar, listeler, hedefler… Ama ya Derya? O neredeydi bütün bunların içinde?
Karşısındaki aynaya baktı. Karanlıkta sadece siluetini görebiliyordu ama o siluetin içinde bir şey harekete geçti. Bir şey uyanıyordu.
Kandilini yaktı, sessizliğe saygı gösterir gibi. Ardından yere oturdu. Gözlerini kapattı. Derin bir nefes aldı. “Buradayım” dedi sessizce. “Gerçekten buradayım.”
Birkaç dakika boyunca sadece nefesini izledi. Aklına düşünceler geldi, gitti. Zihni direnç gösterdi, huzursuz oldu ama sonra… huzur geldi. Sanki elektrik kesilince sadece ışıklar değil, zihninin gürültüsü de durmuştu.
Elektrikler yaklaşık bir saat sonra geri geldiğinde, Derya açmak istemedi lambaları. O sessizliğin içinde kalmak istiyordu biraz daha. Çünkü orada kendisini bulmuştu.
🎯 Farkındalık Mesajı:
Sessizlik bir boşluk değil, iç dünyamıza açılan bir kapıdır. Gürültüden uzaklaştıkça, kendimize yaklaşırız.
🌿 Mindfulness Egzersizi: Sessizliğe Kulak Ver
Bu gece veya bugün kendine sessiz bir an yarat. Elektronik cihazlarını kapat. Oturduğun yerde sadece 3 dakika boyunca etrafındaki sesleri dinle:
- Uzakta gelen bir araba
- Rüzgâr
- Saatin tik takı
- Kendi nefesin
Her bir sesi ayrı ayrı fark et. Sesleri “iyi” ya da “kötü” diye etiketlemeden sadece fark et. Ve ardından içinden “şu an buradayım” de. Gözlerini açtığında kendini nasıl hissettiğini fark et.
💬 Katkıda Bulun:
Sen en son ne zaman gerçekten sessizliği duydun? Sessizlik senin için huzur mu yoksa huzursuzluk mu demek? Sessizliğin sana öğrettiği bir şey oldu mu?
Lütfen yorum kısmında düşüncelerini paylaş. Senin deneyimin, bir başkasının dönüşüm yolculuğuna ilham olabilir.





Yorum bırakın