Mert, 15 yaşında bir lise öğrencisiydi. Son zamanlarda evde hiç konuşmaz olmuştu. Annesi her akşam sofraya çağırıyor, Mert ya “yemeyeceğim” diyor ya da gelip iki lokma alıp odasına kapanıyordu. Babasıysa “Bu çocuk iyice içine kapandı, saygısızlıktan başka bir şey değil!” diyordu.
Oysa Mert’in içinde bir fırtına vardı. Değersizlik hissi, kimseye anlatamadığı kaygılar ve sosyal medyada gördüğü ‘mükemmel’ yaşamların yarattığı baskı… Kendisini hiçbir şeye yetemiyor gibi hissediyordu. Sınavlar ağır geliyordu, arkadaş ortamı onu yoruyordu. Ama en çok da, anlaşılmadığını düşündüğü evde susmayı tercih ediyordu.
Bir akşam annesi kapısını çalmadan odaya girdi. Mert sinirlendi, bağırdı. “Kapıyı çalmadan girme!”
Annesi odadan sessizce çıktı. O an ne kadar uzaklaştıklarını fark etti. Ertesi gün sabah kapıyı tıklattı.
“İznin olursa sadece oturmak istiyorum, konuşmak zorunda değilsin,” dedi.
Mert bir şey demedi ama başını salladı. Anne, sadece yanında oturdu. Sessizlik içinde geçen birkaç dakika… Mert ilk kez yalnız olmadığını hissetti. Haftalar geçtikçe Mert yavaş yavaş konuşmaya başladı. Duygularını ifade etmeyi öğrendi. Ailesi onu yargılamadan dinlemeyi…
Ve o küçük “kapı tıklatma” anı, Mert’in iç dünyasına açılan en büyük kapı oldu.
💡 Ergenlik; sadece hormonların değil, duyguların da büyüdüğü dönemdir. Yetişkinlerin anlamaya çalıştığı değil, yanında olduğunu hissettirdiği bir alan olmalıdır. Genç bir ruh, baskıyla değil sabırla gelişir.
🧘Mindfulness Egzersizi: “Empati Günü”
Bugün sadece dinlemeyi dene. Özellikle bir gençle konuşurken tavsiye vermeden, çözüm sunmadan sadece “anladım” diyerek yanında ol. Göz temasını koru. Sözsüz iletişim, bazen en derin bağı kurar.
✨Katkıda Bulun
Bir gencin hayatına sabırla, yargılamadan nasıl dokunduğunu anlatabileceğin bir anın varsa paylaş. Ya da sen ergenken seni en çok etkileyen davranışı… Paylaşacağın küçük bir anı, bir annenin ya da babanın kalbine ışık olabilir.








Yorum bırakın